ŞİDDET

                  Bir  önceki yazıda  okullarda bıçaklı eğitim üzerine diyerek bir giriş yapmıştık konuya..Son dönemdeki gelişmeler baktığımızda  hız kesmek bir yana, bu gibi okullarda şiddet haberlerinin  devam ettiğini  görüyoruz..

                  Milli Eğitim Bakanlığı’nın  bu konudaki çalışmaları, sivil toplum kuruluşlarının katkılarıyla da sürüyor ve akademik çevreler de bu konuda duyarlı..

 

                  Şiddet, okulda şiddet ve şiddeti yaratan faktörlere geçmeden once  okullarda şiddetin toplumsal şiddetin bir uzantısı olduğunu vurgulamak gerektiğini düşünüyorum öncelikle.. Okullar  toplumun  alt sistemi olarak toplumda yaşanan   şiddeti de içinde barındırmaya başladı.. Sokakta, evde yaşanan şiddetin okula yansıması aslında bizleri şaşırtmamalı.. Şiddet asıl olarak  tüm dünyada yayılıyor ..UNICEF in verdiği rakamlara gore hergün 4 çocuk okullarda şiddet nedeniyle yaşamını yitiriyor..Almanya’da azınlıkların çocuklarının gittiği bir okulun müdürü , okulunda şiddet eylemlerini  engelleyemediği için okulunun kapatılmasını bağlı olduğu  eğitim bakanlığından talep edebiliyor!!

                  

                  Suç ve şiddet kavramlarına  bir tanımlama getirerek başlamak sanırım daha doğru olacaktır..

 

                  Suç;  yasal prosedüre aykırı hareket etmek  ya dad aha açık bir ifade ile içinde bulunulan kurallara aykırı düşmek şeklinde tanımlanabilir..

 

                 Suç işlemeye  eğilim;  yaşamı boyunca en az bir kez suç kapsamına giren  eylemlerde bulunmayı  karakterize eder.. Burada  kolluk güçlerince yakalanmış olmak ya da yakalanmamakdan bağımsız olarak ele alınır.

 

                 Şiddet;  suç kavramına gore tanımı çok daha zor bir kavramdır ve içeriğinde sadece fiziksel olarak zarar vermeyi değil, duygusal  faktörleri ve sözel  yönü de kapsar.

 

                “ Şiddet  davranışının içinde  sadece  fiziksel içerikli  şiddet değil;  sözel ve psikolojik tacizi de içeren davranışlar ile birine bilerek rahatsızlık veya fiziki olarak  zarar vermek  de almaktadır. Son bir yıl içinde  fiziksel  bir kavga  içinde yer alma; yaşamı boyunca bir kez dahi silah taşıma veya ateşli silah dışındaki çakı, bıçak, jilet gibi kesici aletler taşımak da  şiddet kapsamında  değerlendirilmelidir..” (Okullarda Suç ve Şiddeti Önleme Kılavuzu; Yeniden,s.9) denilmektedir..

 

                  Şiddet eğilimi : Kişinin kendi isteklerinin yapılmamasına toleransının düşüklüğü şeklinde tanımlanabilir.. Özellikle   alt sosyo-ekonomik   toplumsal katmanlarda  daha sık rastlanıldığı düşünülse de   üst sosyo-ekonomik ailelerde yetişen bireylerde de aşırı korunmuş ve tüm istekleri  karşılanmış ailelrin çocukları ile  alt sosyo-ekonomik ailelrden gelen çocukların bu tolerans düşüklüğü birbirine oldukça benzerdir..

 

                   Her iki tip ailede de “hayır” cevabının  karşılığı şiddet olabilmektedir..

 

 

                    Okullarda Neden  Başladı? Diye sorulabilir..

 

                Okul toplumun bir alt sistemidir ve  system kuramına gore sistemin alt sistemleri sistemin özelliklerini taşır. Bu açıdan bakıldığında toplumsal şiddetin okul ortamında yansımalarını görmek  bilimsel açıdan çok da şaşırtıcı olmaz. Ancak önceleri fiziksel şiddetin   ya da şiddetin farklı türlerinin okulda görülüyor olması, son dönemde daha çok  yaralama, darp, silah kullanma boyutuna doğru gitmiş ve bu toplumun  gözünü  bu açıdan da okullara çevirmesine neden olmuştur..

 

                Toplumda yetişkinlerin birbirlerini, yetişkin erkeklerin kadınları, yetişkinlerin çocukları  şiddete maruz bırakmaları neredeyse kanıksanmışken, çocukların artık birbirini darp etmeye başlamasına  şaşırmak  ne kadar gerçekçidir ki..?? Bu yetişkinler arasında yaşanan  ya da yetişkinin çocuğa yönelttiğinin artık kanıksanmaya başlamasının mı  bir göstergesi  midir bilinmez..! Ancak şu an olayların boyutlarına bakıldığında ve dünya konjonktüründe ele alındığında bu sorun sadece ülkesel bazda karşılaşılan bir sorun değildir.. Şiddet  evrensel bir sorundur ve herşeyden once de öğrenilen bir davranıştır.. Doğuştan  gelmemesi ve  modellerden öğrenilmesi aslında çocuklarımızın neden şiddete  bu denli meyilli olduğunu da  açıklıyor.. Burada  Bandura’nın  gözlem yoluyla öğrenme kuramına da  atıfta bulunmak isterim..

 

                   Okullarda şiddetin varlığının tek sorumlusu ailedir, çocuktur, çevredir vs..demek bizi yanıltır.. Aslında sorumluların tümü bu etkenlerin birleşimdir..  En genel bakışla  bir ülkede işsizliğin %1 artIşıyla  o ülkede polisiye olayların %6 arttığını düşünürsek    ülkenin genel yapısından tutun da bu konuda psikolojik faktörler ve çocuğun yetiştiği ortam, medya, aile içi iletişimin azalması, ergenlik döneminde gereken desteği bulamama ve  zararlı arkadaş ilişkileriyle ve gruplarla  kabul edilme( bir gruba ait olma) ihtiyacını karşılama, …  gibi pek çok neden   şiddeti tetiklemektedir..

 

                  Şiddet davranışı için risk faktörleri  şiddeti önleme kılavuzunda şu şekilde sıralanmıştır..: (Okullarda Suç ve Şiddeti Önleme Kılavuzu; Yeniden,s.12):

 

-          Evde ve/veya okulda sosyal olarak aşırı içine kapanık olmak,

-          Yoğun bir izolasyon içinde olmak

-          Şiddete maruz kalmak,

-          Başkaları tarafından çabucak kızdırılabilir olmak,

-          Aşırı alınganlık,

-          Kendine  rahat verilmediği duygusunu sık yaşamak

-          Okul başarısının düşük olması

-          Öfkesini control edememek , sık öfke patlamaları yaşamak

-          Geçmişinde , şiddet içeren davranışların bulunması

-          Bireysel farklılıklara toleransın olmaması

-          Madde kullanmak

-          Dürtüsel(fevri) olmak

-          Çok çabuk hayal kırıklığına uğramak ve bunu tolere edememek..

 

       Bu risk faktörlerinin bilinmesi,  okulda hangi tip özelliklere sahip birylere yoğunlaşılacağını ve daha da önemlisi, önleyici çalışmalarda  hangi konulara yoğunlaşılması gerektiği açısından bize yol gösterici olacaktır..

 

                  Okul ortamında şiddetten bahsederken  akran zorbalığı ya da sindirme davranışına mutlaka değinmek gerekmektedir.. Özellikle hangi tür  çocukların sindirme davranışı gösterdiği ve  hangi tür  özellikler taşıyan çocukların bu davranışa maruz kaldıklarını  incelemek gerekir.. Okul ortamında şiddetten bahsedilirken  yetişkinlerden çocuklara yönelik olan şiddetin  yasal düzenlemelerle  artık azaltıldığını ya da azaltılmaya çalışıldığını   biliyoruz. Geçmişin eti senin –kemiği benim anlayışı artık  yerini daha bilinçli velilere bıraktıysa da   şu an okullarda asıl sorun olarak  ve daha yaygın biçimde  karşımıza çıkan konu  akran zorbalığıdır..

 

                  Peki bugüne kadar sıradan dışlamalar yapan, birbirine sözlü tacizde bulunan, birbirini dışlayarak inciten  çocuklarımız şimdi  ne oldu da birbirini yaralayıp öldürmeye , bıçaklamaya başladı??? İstanbul  Barosunun  çocuk suçlulara yasal muameleye ilişkin verilerine baktığımızda  2002 yılında hakkında  yasal işlem yapılan çocuk suçlu sayısı 8000, 2005 yılında bu rakam 15.450 ye yükselmiştir..!!Artış oranına baktığımızda  bu “ne oldu çocuklarımıza?” sorusunun daha geniş bir şekilde ele alınması gerektiği   açıkça görülüyor..

 

 

02.04.2006

 

ZeynepUĞURLU

Eğitim Uzmanı (m.b.a)  ve Rehber Öğretmen